Ha bugün, ha yarın biter
Omzumda bunca yük varken
Sırtımda bunca yük varken
Biri iner, biri biner
Sen her gece rüyalarımda
Gelip bana ağlıyorsun
Kim bilir beni kimlerden
Sorup haber alıyorsun
Ne haldeyim biliyormusun?
Hava nasıl oralarda, üşüyor musun?
Kar yağıyor, saçlarıma bilmiyor musun?
Bildiğim pek çok doğru var
Gittiğim bir tek yolum var
Şu yürekte kaç yangın var?
Biri söner, biri yanar
Sen her gece rüyalarımda
Gelip bana ağlıyorsun
Bense bir türkü tutturdum
Gece gündüz söylüyorum
Duyup beni diliyormusun?
Hava nasıl oralarda, üşüyor musun?
Kar yağıyor, saçlarıma bilmiyor musun?
Tezahuratlarla büyüdüm ben...
Süper kahramanlarım,
Parçalı formalar giyerdi benim...
Bir oyuncak istemedim,
Seni canlı görebilmeyi istediğim kadar..
Hayır, lunaparka değil,
Sami Yen'e götür beni baba...
Gözyaşlarım yere düştüğümden değil,
Kazanamadık diye bu hafta..
Bana masal anlatma baba,
On dört sene nasıl beklediğini anlat..
Bir gece evvelden maça gidip,
Sabahın köründe maça girdiğini,
İçindeki sevginin,gecenin ayazında
Üşümene nasıl engel olduğunu anlat..
Bana öyle bir aşk anlat ki baba,
Ben de yüreğimden dağlanayım..
Kalbime iki harf kazıyayım baba...
İki renk kazıyayım...
Tek bir isim kazıyayım...
Çocuk şarkıları dinletme bana baba,
Tribünlerde söylenen o besteyi dinlet..
Söyle senden başka kimim var benim..
Düşünüyorum da şimdi..
Kimim var söylesene?
Söylesene cimbomum,
Sen şampiyon olamamışsın kupaları alamamışsın,
Kaç yazar...
Değiştirebilir mi sence bunlar sana olan sevgimi..
Olur mu lan öyle şey..
Değişebilir mi hiç...
Sami Yen'in önü bir uzun alan,
Bir tek seni sevdim gerisi yalan...
Harbiden yalan cimbomum..
Gerisi harbiden bir dolu yalan...
Genç Hasdemir
Bu şiiri bana hediye eden Çetin Abi'ye teşekkürler eşliğinde bin selam gitsin...
Çoğalmayı öğretenimiz olmamış.
Kurtulabilen.ya kendi çoğalabilen ya da çoğaltabilen birini bulanlar oluyor.
Rastlayamıyan ise tanımlayamıyor bile.
BİR
Evlilik, kardeşlik, dostluk
Ya da
Her türlü birliktelik,
Çok sihirli kelimelerden oluşan bir kitap gibi!
Kelime kelime değişik yerlere ayrı koy!
Ayrı olsunlar, ama ayrılmasınlar!
Beraber olsunlar, ama bir olmasınlar!
Çünkü bir çok güçlüdür!
Her şey birle başlar!
Hele de iki tane bir daha güçlü ve güzeldir!
Hele de aşmıslar sa bir olana kadarkileri!
Sonra kendini bilen noktalar ve virgüller var bu kitapta.
Gidip nereye konacağını bilen.
Kılavuzun yok, geleneğin yok ise,
Ucundan tutanın yok ise yükünün,
Hele bir de haberdar değilsen birin gücünden,
Aklın ne kadar sa hayatın o kadar!
Başlangıç:
Yetmişliğin geriye kalan son dublesi
Dumandan heder olmuş bir ciğer
Aşktan duman olmuş bir beden var.
Ucu kim bilir hangi sebepten yırtılmış
Eskimiş, sapsarı olmuş bir kağıt parçası var.
Kan damarlarının tıkandığı bir el
Sıcaktan üşüyen bir bünye var.
Ucundan güzel belki bir kafa,
Yarım kalmış yürekte bir buruk sevda
Olup biten her şeyin boşaldığı bir kağıt var.
Dibinin dibi görülmüş bir şişe
Bitik iki paket, hayat kadar boş iki sigara kutusu
Sevda kadar dolu dört küllük var.
Ağlamaklı gözler
Buğulu pencereler
Kupkuru bir yağmur var.
Biraz hava eksikliği

Uyumayan ben değilim ki geceleri,
Ölmüyorsam neticesinde,
Uyuyan beynim demek, yüreğim değil ki...
O zaman senin olduğun yer hala ayık,
Uyursa orası ancak, bu iş biter..
Bakmıyorum ki ben her gece kalkıp,
Senin resimlerine,
Bakan ben değilim ki, gözlerim.
Yapabileceğim tek şey
Önlerine perde indirip
Dünyayı karartmak..
Ama engel olamıyorum.
Ve yazan ben değilim ki her seferinde..
Kalem alıyor kağıdı
Odamın kuytu köşelerinden,
Buluşuyorlar iki gizli aşık gibi,
Tıpkı şu an yaptıkları gibi.
Nasıl ki ben değil, yüreğim sevdiyse seni,
Gözlerim gördüyse o beynime kazınan çehreyi,
Ellerim yazdı işte şu sondan bir önceki dizeyi..
Ben değil...
Sebebim gece, kalbim bir bilmece
Şarkılar bambaşka bu saatte
Şiirler bir ayin gibi,
Yürek olmuş yangın yeri..
Kimileri anlamaz beni
Tedirginim bu yüzden
Bu yüzden efkar benim için sıradan
Şarkılar sanki hafif tuzlu..
Tıpkı gözyaşlarım gibi
Tıpkı okyanus gibi
Tıpkı mavi gibi...
Tıkanmış boğazım, düğümlenmiş..
Kan kan olmuş ela gözler..
Buram buram yanmış tutuşmuş yürek..
Ey fırtınanın içine koşan çocuk,
Bu felaketten sağ çıkabilmen için
Gözyaşlarını yüreğine siper etmen gerek...
Kırılsam bir kalemin ucu gibi,
Şairin hararetli ellerinde...
Kaybolsam bir buz tanesi gibi,
Güneşin altında usul usul.
Savrulsam bir yaprak gibi,
Sonbaharda ağaçtan dökülsem..
Yansam bir kibrit gibi,
Efkar sigarasını ateşlesem..
Patlasam bir yanardağ gibi,
Ateşimi toprağa bıraksam..
Gülebilsem bir çocuk gibi,
Gözlerimin içinden...
Ağlasam bir aşık gibi,
Karşılıksız sevdalara yansam..
Ve sevsem bir şiir gibi,
Okunduğunda yürek dağlasam..
Ya içmesini bilmiyoruz,
Ya sevmesini..
Ya ağlamasını bilmiyoruz
Ya gülmesini..
Her şey mi zor
Her şey mi darmaduman..
Ulan delikanlı mıyız
Yoksa yavşak mı
Varsın uğruna şiirle yazdığın sevgili anlamasın seni...
Sevgili anlamaz belki
Ama aşk anlar beni...
Var mıdır dünyada benden aşık
Var mı ulan benden deli
Bedeni belki sağlam ama
Yüreği herkesden kederli...
Yakarsın birden geceyi belki
Susarsın aniden
Düşünürsün dertli derli...
Yakarsan eğer geceyi
Haberim olsun mutlaka
Fitili yüreğin olsun
Ateşi zavallı sevdan
Velev ki üzülürsen reis
Yumruklarım serseri rüyalarını
Kurşuna dizerim bu hain sevdalarını
Ne ara yazdım ben bile hatırlamıyorum..
Dostlar konuşadursun
Sevdanın inceliklerini,
Yürek yanadursun
Herzamanki hisleriyle.
Tavsiyelerle öğrenir
Zavallı bünye.
Alkol elçi olur
Dertlerin dökülmesine...
Radyoda çalan şarkı
İnce belli, yüzde elli alkol içeren
Ve bana masum masum bakan
Bardağa yönelir,
İçtikçe içesin gelir...
Zaten dostlar doğru ve acı söylemektedir.
Sevgi doğru, hayat yalan derler,
Yürü, doğru kalbindedir derler,
Çıkar bir reis,
Gerçeği söyler
Belki yıkar umutlarını
Belki kırar sevdanın dumanını
Ama reis doğru söyler.
Düşünür bu zavallı bünye;
Haklı bulur yüzde doksan ihtimalle
Reis sorar dertli dertli
Dostlar konuşur kederli,
Bir bu kadar daha kalmıştır şişenin bitmesine
Bardak bana bakar, dostlar konuşur.
Tecrübelilerdir belki de, kim bilir?
Acılarını düşünürler,
Kendi başlarına gelenleri düşünürler...
Saygı, sevgiye karşı galip gelir,
İz bırakanlar çıkagelir...
Reis doğru konuşur yine,
Sevda, farkındalığın ötesindedir.
Mantık sıfır, sevda birdir tabelada...
Şair biraz dinler, biraz da içer.
Kalem ve kağıt kurtarmaya çalışır onu,
Çünkü o, dermansız dertleri bulur:
Bir hıçkırık kadar kısadır sevda
Ve bir ömür kadar uzundur...
Sevda yaşamaktır,
Sevda eğlenebilmektir belki de...
Bünyedeki promil artarken
İçten olabilmektir.
Mevsim belki zemheri,
Ama bilir ki şair
Ötesi bahar
Ötesi sevda mevsimi...
Büyüme çocuk dediler sana
Seninle birlikte dertlerin de büyür
Yüreğin de büyür dediler..
Sen dinlemedin.
Burnunun dikine gittin..
Kaldırabilecek misin bu kadar yükü
Ellerinde, kalbinde ve beyninde
Bu ağırlığa dayanabilecek kadar kuvvet var mı?
Büyümeyecektin çocuk.
Hep çocukça sevecektin..
En büyük dertlerini
Bir iki şekerle unutacaktın..
Daraldığında, kızdığında
Veya sebepsiz,
Herhangi bir yerde,
Hüngür hüngür ağlayabilecektin
Ve kimse senden açıklama beklemeyecekti..
Bir oyunun içinde
En sevdiğin kahramanlarınla
Omuz omuza çarpışacaktın..
Uyandığında düşünmen gereken en önemli şey
Sokakta hangi oyunu oynaman gerektiği olacaktı..
Bir gün sana o kadar uzun gelecekti ki,
Hemencecik sızacaktın akşam yemeğinden sonra..
Oysa sen ne yaptın çocuk..
Büyüdün..
Dertlerin senden fazla büyüdü..
Artık çözümlenemez duygulara büründün,
Sıkıntılarla doldu beynin..
Hiç beklenmedik bir anda
Cayır cayır bir sevdayla yandı kalbin..
Artık yirmidört saat sana yetmiyor..
Her gece uyanıksın,
Her gece ayrı bir düşüncedesin..
Her gece apayrı bir sendesin..
Bu yüzden ellerin titriyor artık yazarken..
Küçükken de yazardın sen çocuk,
Ama elin titrememişti hiç..
Yüreğin titrememişti..
Dur çocuk dur..
Ne olur büyüme artık..
İnandık bir kere..
Sevginin özgürlüğüne..
Anlatmaya çalıştık
Anlamadılar ama..
Kısıtlamalardan uzak
Yüreğin içinde ancak
Geleneklerin dışında olduğunun aşkın..
Anlamadılar..
Ya da biz anlatamadık..
Aşk töreye bağlı olabilir miydi?
İnsan sevdiğine başlık parası mı ödemeliydi?
Bunlar değişti...
Yarın bir gün,
Şimdinin değişmezleri değişecek..
Doğadaki tek gerçek kanun,
Değişmeyen tek şeyin değişim olduğunun kanunu
Bir kez daha haklı çıkacak..
Ve malesef..
Ben haklı çıkacağım..
O zaman beni anlayacaksınız..
O zaman bana hak vereceksiniz..
Ama parçaladığınız kalp,
Nasıl ki aşkı için töresine karşı gelip,
Abisi, babası tarafından öldürülen
Zavallı kız geri gelmiyorsa,
O kalp hiçbir zaman onarılamayacak..
Hiçbir zaman ilk günkü gibi özgürce sevemeyecek..
Kanadını kırdınız,
Gövdesini ateşe verdiniz..
Sonra da uç diyorsunuz..
Siz hiç özgürce sevememişsiniz,o yüzden,
Aşkın ne olduğundan
Haberiniz yok..
Aşk çivisiyle çakılmışım olduğum yere
Lastikle bağlamışlar çivinin çevresine..
Uzaklaşıyorum, uzaklaştım diyorum en azından..
Büyüyorum, tecrübelendim diyorum..
Yaptığım hataları ardımda bırakıyorum
Uzaklaşıyorum
Öyle geliyor en azından..
Sonra lastik geriliyor..
Geriliyor..
Ve son..
Öyle bir hızla,
İlk başladığım noktaya çarpıyorum ki...
Allak bullak oluyorum
Hiç ilerleyememiş olmak ne acı..
Ne acı her şeye tekrar başlamak,
O güç var mı acaba bende..
Bu çiviyi sökebilecek
Ya da, bu sonsuz çakılmalara dayanabilecek bir yürek
Var mı?
Hava İstanbul havası oysa,
Neden daha buğulu duruyor bu gece?
Yıldızlar sanki daha bir uzak
Ay fazla karanlık gibi bu sefer..
Hep içtiğim rakı değil mi bu?
Niye tadı daha acı geliyor?
Bu benim her zaman dinlediğim şarkı
Oysa şimdi daha ağır, daha hüzünlü gibi...
Karşımda duran resmin aynı resim..
Ama bu sefer çok daha güzel gözüküyor..
Değişen ben miyim
Yoksa ağırlaşan yüreğim mi?
Konuşmalıyım sanki..
Ya da..
Yazmak en iyisi...
Yaz doktor yaz...
İlacımı yaz...
Bi dublesi sek, bi dublesi sulu
Meze olmuş kalbim, tabağım efkarla dolu..
Bir ben kalmışım etrafta yüreği kuru...
Nerden çıkardın karşıma, neden sevdirdin onu...
Yaz doktor yaz...
İlacımı yaz...
Tütünü kalbim, közü sevdam,
Dumanı gözyaşım olsun...
Öyle bir sevda yaksın ki tütünü,
Cayır cayır yansın kalbim..
Kurtarsın beni bu sonsuz acılardan..
Ve ağzımda keskin bir gül tadı bıraksın...
Yaz doktor..
İlacımı yaz...
Tutuştur elime kağıdı kalemi,
Sonra ateşle barutun fitilini,
Döksün bu puşt sevdaların teki
Bu zavallı kağıda, kinini nefretini...
Yaz doktor...
Öyle bir şey yaz ki,
Bir daha yolumu bulamayayım..
Aşktan sonra günde 3 sefer, tok kalbe alayım...
Aşk bir şimşek gibi,
Şimşek kadar kısa,
Şimşek kadar derin,
Şimşek kadar hızlı,
Ve bir şimşek kadar korkutucu...
Karşılıksız aşk bir fırtına gibi,
Fırtına kadar savurgan,
Fırtına kadar yıkıcı,
Ve bir fırtına kadar arkasına bir şey sağ koymayan..
Ben ise bir yağmur gibi..
Şimşekle başlayan,
Fırtınaya dönüşen
Yağmur kadar ıslak
Yağmur kadar hüzünlü
Ve bir yağmur kadar bitkin...
Akdeniz gecelerinden bir gece,
Kıyılara vuran kara dalgalar,
Dalgaların ıslığı sanki
Çocukluğumun çığlığı...
Kükredim, coştum
Bozuldu sahillerin ıssızlığı..
Hey gidi günler hey
Neydi o günler ney...
Küçük teknemiz Marmara'da
Rotamız Büyük Ada,
Çaparinin ucunda çırpınan çipura
Hedef yeni ufuklara...
Bu gece ben susacağım
Akdeniz konuşacak sana
Dalgalarıyla taşıyacak
Bir tutam aşkımı
Çakıl taşlarıyla boğacak
Bir dalga boyu sevdamı..
Kalbimdeki şey şu an tam olarak bir gizem
Ah şu yüreğime bir dur diyebilsem
Kalbimden geçenleri sana söyleyebilsem
O güzel rüyayı tekrar görebilsem...
Bir bahar geçmişti zaten
Bu zavallı yüreğimden
Şimdi bir koca gizem
Geçebilir mi bilmem
Acının alkole kavuştuğu bir yerden
İki çift söz söylebilmem mümkün mü ki zaten...
Uyu güzel gece, uyu..
Rüyana girsin kutup yıldızı...
Kayan yıldız ninni olsun sana...
Gece lamban ay olsun...
Uyu güzel gece.. Uyu...
Bir sen bir ben bir de bu şehir kaldık uyanık zaten..
Sen de uyu ki, yalnızlığın dibine vurayım.
Sabaha tanımayacak nasılsa beni bu ,
Derdi dağlardan büyük koca şehir...
Bari bırak da, onla başbaşa kalayım..
İçimdeki boşluk, senin olan gökyüzünden
Çok daha büyük çünkü...
Senin elbet bir sonun var güzel gece..
Ama benim mutsuzluğumun, umutsuzluğumun
Ve her nasılsa,
Bir tutam sevdamın;
Ne yazık ki bir sonu yok...
Senle paylaşamam, sen beni anlayamazsın çünkü..
Seni hiçbir zaman yalnız bırakmayan kutup yıldızın var..
Şu anda tam olarak gözümün içine bakan,
Beni efkara boğan kocaman bir mehtabın var..
Ama bu şehir anlar beni..
Anlar anlamasına da, sadece sen olduğun zaman anlar...
Çünkü sen gittiğinde, tanımaz beni bu şehir...
Oyalanır bir şekilde..
Varsın oyalansın, neticesinde o da yalnızdır...
Bırak onla beni, paylaşayım işte
Derdimi, efkarımı, kederimi...
Sen uyu mışıl mışıl.. Dinleme beni...
Sen dinledikçe ben kötü oluyorum..
Sen duydukça dalgalanıyorum, esiyorum..
Sen bana şöyle baktıkça yukardan
Ben, erim erim eriyorum...
Bırak beni gece, uyu artık...
Nasıl olsa sabaha tanımayacak beni bu şehir,
Bırak da onunla yalnızlığımı paylaşayım...
Blog Arşivi
Contributors
- Genç
- Biraz sevdaya, biraz da alkole meyilli. Arada bir aşık, yer yer arızalı, ha bir de turuncudan iz taşıyan tok bir sarıyla vişneye çalan koyu kırmızıya sevdalı...





