alkoliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kafa Güzelliği  

Posted by Genç in ,


Günün konusunu kafa güzelliği olarak belirledim. Ne güzel bir tabirdir bu kafa güzelliği. Aslında yıllardır kullanıyoruz bu tabiri, sarhoş, yani serhoş, ser kafa demek, hoş da güzel demek, sarhoşum ben dediğin zaman kafam güzel diyosun haberin yok ey bizim gibi içen arkadaş.

İnceleyecek konu kalmadı, yazacak olay kalmadı ben de dedim bu konuda bir şeyler yazayım. Nedir bu işin sırrı? Niye içince adamın çenesi açılır? Niye durup dururken aklına sevdiği insanlar gelir? İrdeliyoruz efenim...

Öncelikle alkolün vücuda inişiyle başlayalım. Midedeki enzimler.. Dur yav manyak mısın kardeşim yedirtme biyolojiyi kafalar gıcırken, koy arkaya Müzeyyen Senar'ı.. Koydun mu ? Tamam.. Şimdi devam et bildiğimiz dilden..

Abi içtik ya şimdi, ne oldu? Uykun geldi, işemen lazım, susadın, tamam onları biliyoruz, sonra ne oldu? Açıldın konuşmak istedin. Çünkü kafanda bazı olaylar var. Bak rahat ol benim gibi, kimseyle derdin tasan olmasın, o zaman gaza gelip sağa sola salça olmuyorsun. Ama rahat değilsin ki be abim, hadi hadi ara

Dip Not: Ben yazıyı bitirdim zannediyordum, meğerse yarısında uçmuşuz haberimiz yok. Orijinaline saygıyla bu haliyle yayınlıyoruz. Dostlar sağolsun, afiyet olsun.

Bilmiyorum Ben  

Posted by Genç in ,


Ata kardeşimden (ç)alıntı: Yazının sonundan başına çıkarılmış not: Kimsenin okumasına gerek olmayan bir yazı bu. Tamamen kişisel, okuyanın vaktinize zarar. Yalnızca benim için bir nevi can sıkıntısı, nostalji.

Epeydir buralara şiir ekleyemiyorum çünkü artık bir şeyler yazamıyorum, ya da başka bir deyişle yazıyorum ama okuduğumu ben beğenmiyorum bu yüzden buraya koymuyorum. Burayı okuyan üç, hadi iyimser olalım beş kişiden birisiniz ki bu yazıyı da okuyorsunuz; Ey dostlar, ben bittim tükendim.. Nedenini sormadınız da, zaten bir nedeni de yok.. Kafa güzel mi güzel, ne demişim blogun ilk mesajında,

"İnternet'te meşhur olan bu blog olayına biz de katılalım dedik.. Eşimiz dostumuz burda ağzımızdan iki satır laf duysun , dertli olduğumuzda içimizi dökelim dedik.. Umarım burası düşündüğüm gibi bir şey olur. Başlayalım devamı gelir... Saygılar ve sevgiler..."

Ulan demezler mi adama sanki buraya yazdıklarımdan hesap soran var, yazma diyen var, ama her tarafa şiir miir yazmışsın, ne bu yazı burda saçma sapan diye.. Ne deseniz haklısınız..

Yazamıyorum işte, söylerken çekiniyorum ama yazamıyorum. Sebebi yok, olmadı da.. Eskiden yazarken şimdi niye yazamıyorum lan..

Geçen bir eleştiri geldi şiirime, şu bir alttaki yazıdaki şiire:

"var" redifleri ahenk vermekten çok, aksaklığa neden oluyor. Ele alınır doğru dürüst bir benzetme, ucundan kıyısından tek metafor yok. İçeriğe gelirsek... Eyvallah, her şair aşk, ayrılık, kader, keder vb üstüne yazar, yazabilir. Lakin temcit pilavı gibi kullanılan kelimelerde dahi bir değişikliğe gitmeden aynı benzetmeler ve imgeler (bu şiirde ele alınır bir imge görmekte bile zorlanıyorum ya neyse) üstünden şiir yazmaya devam etmek ne derece mantıklıdır? "Aşktan duman olmuş bir beden var""Yarım kalmış yürekte bir buruk sevdaOlup biten her şeyin boşaldığı bir kağıt var""Dibinin dibi görülmüş bir şişe""Bitik iki paket, hayat kadar boş iki sigara kutusu""Sevda kadar dolu dört küllük var""Ağlamaklı gözlerBuğulu pencerelerKupkuru bir yağmur var""Bir ip ve bir düğüm var""sağır sessizlik"Yahu yetmedi mi artık, biraz uğraşırsanız elli tane 3. sınıf şarkı sözü bulabilirsiniz bu cümleleri neredeyse birebir bünyesinde barındıran. Türevlerini kullanan 1500 tane bulursunuz zaten. Ağlamaklı gözler, ip, düğüm, hayat kadar boş sigara kutuları, aşktan yok olan bedenler... hep aynı terane. Biraz olsun üstüne düşünmek lazım yazılan şeyin. Klişe de bir yere kadar...Eleştirilerime gelecek muhtemel cevapların husumetle değil hüsn-ü zanla olacağını temenni ediyorum.Selamlar, hürmetler...

Şimdi bu adam haklı mı acaba.. Öyle bir demiş ki, utandım, keşke yazmasaydım dedim.. Ben şair mair değilim, yazdıklarıma biri şiir dedi öyle kaldı, yoksa benim şairim diye bir derdim yok. Sadece içimden gelenleri yazıyorum tıpkı şu an -her ne kadar saçma, anlamsız olsa da- yaptığım gibi.

Sıcak lan hava, yanıyorum odada. Kafam uyuştu zaten, vücut da bayılmak üzere. Gözler pert oldu olacak, Sovyet kızılı rengine bürünmüşler. Arkada Fikret Kızılok'tan beni anlatan o mükemmel parça, "Gönül" çalıyor. Ne acayip bir şarkı ya. Şimdi bunun sözlerine baktıktan sonra, ne yazsak havaya.. Yazmış işte kim yazdıysa. Benim artık yazmama ne gerek var.

Böylesi sevdiğin için
Bir kördüğüm oldu için
Ağlıyorsun için için
Demedim mi sana gönül?
Hepsini de yazardım, ama gerek yok. Bu arada bu yazıyı okuyorsanız hala, bıkmadıysanız teşekkür bir de yemek borçluyum. Verin adresinizi yorumlarda, çilingiri kurmayan adam değil..

Yok birader valla sarhoş değilim, benimkisi sesli düşünmek sadece. Beyin fırtınası değil ama beyin a.cıklanması.. Ne yani fena mı ettik yazdıysak buraya.. Döküyoruz içimizi..

Şiir demişken - demedik halbuki öyle bir şey, şimdi diyoruz - acayip bir şiir okudum geçenlerde, yine dedim bu muhteşem kardeşim, daha iyisi yok bu konuda.. Onu da yazayım bari..

Biz öööle kendi hayatımızı efendi gibi yaşamaya çalışırken
ne biliyim...sağa sola salça olmadan...
Belki en büyük keyfimiz...
güneşin Allahına kadar vurduğu altın sarısı biramızı yudumlarken...
birbirimize aşk acılarımızı, ''Pardon! gözüme toz kaçtı!'' hissiyatı içinde fısıldarken...
Bacağımıza sürünüp duran bir kediyi okşarken,
''Ooluum bu kedi hayvanı var ya,
tekamül zincirinin en son halkası lan...
Buda'dan bile daha bilge lan bu hayvan!'' şeklinde naif muhabbetlerimizi yaparken...
Kanımızı dökerek kurduğumuz ayyaş cumhuriyetin
en aşşağılık başkentleri Aksaray meyhanelerinde
ileri karakolları olan parklarda...
gökte sadece sahici bi' dolunay...
elimizde güsel Marmara...
Şehirin götünde pireler uçuşurken
ve biz terkedilen bir sevgili nasıl üşürse...
işte ööle üşürken...
ve daha onyedi...
onyedi...
onyedi... iken aşk konuşulur di mi...
Hayır biz senin adını fısıldıyorduk Galatasaray
bunu hiç bilmeyeceksin!
Gecenin çükünde her Türk babası gibi ayyaş bi' babanın sızmasını bekledikten sonra
yine boynumuzda sarı-kırmızı kaşkollaryine aynı dolunayın altında buluşup
bağrında gecelemek için sana koşarken
içtiğimiz o güsel Marmara'nın bile adın kadar içimizi ısıtamadığını hiç bilmeyeceksin Galatasaray!
1980'ler...
Sokağa çıkma yasakları...
Daha onyedi... onyedi... onyedi... bile diilken
geceleri boynumuzda sarı kırmızı kaşkollar...
elimizde sarı kırmızı pankartlar...
bir militan gibi toplum polislerinden kaçarken...
ve bütün yaşıtlarımız...
geceleri... gayrimeşru bu şehrin
gayrimeşru duvarlarına "Kahrolsun Faşizm" yazarken
biz geceleri aynı duvarlara "En büyük Cimbom" yazdık
ve bütün yaşıtlarımız gündüzleri mütemadiyen Fenerli iken
biz aleme inat seni sevdik
Komik olan şuydu
tarihinin en zavallı dönemiymiş meğer
hiç şampiyon olamazdın o zamanlar
biz de zaten farkında diildik... hep güsel Marmara'ydık çünki
Daha onyedi, onyedi, onyedi bile diildik...
"Neden Gaassaray?" diyenlere..."Because, güsel Marmara'yla güsel gidiyor!" derdik...
ki bunu hiç bilmezsin...
Daha onyedi, onyedi,
onyedi bile diildim diyom... Alooooooo?Ulan Gaassaray!
Söyleyecek o kadar çok şeyim var ki sana!
Ulan!
Anlatacak o kadar çok hikâyem var ki Gaassaray!
Anam avradım olsun hiç bilemeyeceksin!
Bu kediler var ya... çok enteresan hayvanlar abi...

Yazmışlar işte... Benim de sana anlatacak çok hikayem var be Gaaassaray! Anlattıklarım yanına kar kalsın, anlatamadıklarım bende kalsın, yaşadıklarım, senin uğruna yaptığım çılgınlıklarım da bende kalsın. Sadece sevildiğini bil yeter...

Kopuk kopuk yazıyorum çünkü düşünmüyorum yazarken. Dedim ya, aklıma ne gelirse şu an, ondan bahsediyorum. Bahsetmesemiydik? Varsa böyle diyen eyvallah, zaten böyle diyen adam bu satırları okumadan çıkar gider bir daha gelmez bu siteye.

Kardeşim ben niye yazayım şimdi? Ne yazarsam yazayım "Acılara Tutunmak"tan daha büyük bir şiir yazamayacağım. Bin tane enstruman çalsam "Mi Pista Apo Fosforo" yani bildiğimiz "Her Şeyi Yak" melodisini bestelemeyeceğim. O zaman ne gerek var. Şarkılar şiirler yazılmış otur dinle.

Boş konuşuyorsun be Bilen boş.. Bu arada kendime ilk kez "Bilen" diye hitap ettim şu an. Çok değişik. Kendi adım olmasına rağmen hiç kullanmadım. Şu andan itibaren Bilen ismimi kullanıyorum. Genç'lik bir yere kadar. Yaş 20 oldu, daha şu hayatta bi bok yapmadık. Bilen koydum adını dedi babam. İki anlamı var, her şeyi bilesin, ve bütün zorluklara karşı bilenesin. Ben bilenmeyi tercih ediyorum. Bilendim.

Her paragraf ayrı gereksiz, her paragraf ayrı boş. O yüzden daha fazla uzatmıyorum bu rezilliği.
Ne demişler,
"Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça..."

Başlangıç ve Son  

Posted by Genç in ,



Başlangıç:
Yetmişliğin geriye kalan son dublesi
Dumandan heder olmuş bir ciğer
Aşktan duman olmuş bir beden var.
Ucu kim bilir hangi sebepten yırtılmış
Eskimiş, sapsarı olmuş bir kağıt parçası var.
Kan damarlarının tıkandığı bir el
Sıcaktan üşüyen bir bünye var.

Birinci bap:
Kederlenip yazmak bir yana
İlk defa bilinçli yazan bir zat var.
Ucundan güzel belki bir kafa,
Yarım kalmış yürekte bir buruk sevda
Olup biten her şeyin boşaldığı bir kağıt var.

İkinci bap:
Dibinin dibi görülmüş bir şişe
Bitik iki paket, hayat kadar boş iki sigara kutusu
Sevda kadar dolu dört küllük var.

Üçüncü bap:
Ağlamaklı gözler
Buğulu pencereler
Kupkuru bir yağmur var.

Ve son:
Bir ip ve bir düğüm var
Biraz hava eksikliği
Sonunda sağır sessizlik var.
Genç Hasdemir

Eksik  

Posted by Genç in ,

Ya içmesini bilmiyoruz,
Ya sevmesini..
Ya ağlamasını bilmiyoruz
Ya gülmesini..
Her şey mi zor
Her şey mi darmaduman..
Ulan delikanlı mıyız
Yoksa yavşak mı
Varsın uğruna şiirle yazdığın sevgili anlamasın seni...
Sevgili anlamaz belki
Ama aşk anlar beni...
Var mıdır dünyada benden aşık
Var mı ulan benden deli
Bedeni belki sağlam ama
Yüreği herkesden kederli...
Yakarsın birden geceyi belki
Susarsın aniden
Düşünürsün dertli derli...
Yakarsan eğer geceyi
Haberim olsun mutlaka
Fitili yüreğin olsun
Ateşi zavallı sevdan
Velev ki üzülürsen reis
Yumruklarım serseri rüyalarını
Kurşuna dizerim bu hain sevdalarını

Genç Hasdemir

Ne ara yazdım ben bile hatırlamıyorum..

Rakının Dedirttiği  

Posted by Genç in ,

Dostlar konuşadursun
Sevdanın inceliklerini,
Yürek yanadursun
Herzamanki hisleriyle.
Tavsiyelerle öğrenir
Zavallı bünye.
Alkol elçi olur
Dertlerin dökülmesine...
Radyoda çalan şarkı
İnce belli, yüzde elli alkol içeren
Ve bana masum masum bakan
Bardağa yönelir,
İçtikçe içesin gelir...
Zaten dostlar doğru ve acı söylemektedir.
Sevgi doğru, hayat yalan derler,
Yürü, doğru kalbindedir derler,
Çıkar bir reis,
Gerçeği söyler
Belki yıkar umutlarını
Belki kırar sevdanın dumanını
Ama reis doğru söyler.
Düşünür bu zavallı bünye;
Haklı bulur yüzde doksan ihtimalle
Reis sorar dertli dertli
Dostlar konuşur kederli,
Bir bu kadar daha kalmıştır şişenin bitmesine
Bardak bana bakar, dostlar konuşur.
Tecrübelilerdir belki de, kim bilir?
Acılarını düşünürler,
Kendi başlarına gelenleri düşünürler...
Saygı, sevgiye karşı galip gelir,
İz bırakanlar çıkagelir...
Reis doğru konuşur yine,
Sevda, farkındalığın ötesindedir.
Mantık sıfır, sevda birdir tabelada...
Şair biraz dinler, biraz da içer.
Kalem ve kağıt kurtarmaya çalışır onu,
Çünkü o, dermansız dertleri bulur:
Bir hıçkırık kadar kısadır sevda
Ve bir ömür kadar uzundur...
Sevda yaşamaktır,
Sevda eğlenebilmektir belki de...
Bünyedeki promil artarken
İçten olabilmektir.
Mevsim belki zemheri,
Ama bilir ki şair
Ötesi bahar
Ötesi sevda mevsimi...

Genç Hasdemir
Dip not: Konuşulan şeyler masada kalmalı derler içmenin raconunda.. Eğer ki raconu bozduysak affola..

Hava İstanbul Havası  

Posted by Genç in , ,

Hava İstanbul havası oysa,
Neden daha buğulu duruyor bu gece?
Yıldızlar sanki daha bir uzak
Ay fazla karanlık gibi bu sefer..
Hep içtiğim rakı değil mi bu?
Niye tadı daha acı geliyor?
Bu benim her zaman dinlediğim şarkı
Oysa şimdi daha ağır, daha hüzünlü gibi...
Karşımda duran resmin aynı resim..
Ama bu sefer çok daha güzel gözüküyor..
Değişen ben miyim
Yoksa ağırlaşan yüreğim mi?
Konuşmalıyım sanki..
Ya da..
Yazmak en iyisi...

Genç Hasdemir
Dip Not: Soğuk bir İstanbul gecesinde saat sabaha karşı 4 sularında, dellenerek yazılmıştır...

Yaz Doktor  

Posted by Genç in ,

Yaz doktor yaz...
İlacımı yaz...
Bi dublesi sek, bi dublesi sulu
Meze olmuş kalbim, tabağım efkarla dolu..
Bir ben kalmışım etrafta yüreği kuru...
Nerden çıkardın karşıma, neden sevdirdin onu...
Yaz doktor yaz...
İlacımı yaz...
Tütünü kalbim, közü sevdam,
Dumanı gözyaşım olsun...
Öyle bir sevda yaksın ki tütünü,
Cayır cayır yansın kalbim..
Kurtarsın beni bu sonsuz acılardan..
Ve ağzımda keskin bir gül tadı bıraksın...
Yaz doktor..
İlacımı yaz...
Tutuştur elime kağıdı kalemi,
Sonra ateşle barutun fitilini,
Döksün bu puşt sevdaların teki
Bu zavallı kağıda, kinini nefretini...
Yaz doktor...
Öyle bir şey yaz ki,
Bir daha yolumu bulamayayım..
Aşktan sonra günde 3 sefer, tok kalbe alayım...

Genç Hasdemir

Arkadaşım  

Posted by Genç in ,

Bir söz vardır hani
Tanrı bize
İki göz iki ayak
İki kol iki bacak vermiş diye
Düşündüm ben de
Niye bi karaciğerimiz var
Onu da düşünmüş tanrım
Git ötekini bul diye
Yoksa bu rakıları her gün
Tek başına götürürse bu bünye
İflas eder değil mi kardeşim.
Seni buldum ben işte
Rakıyı böldüm sana verdim
Öteki karaciğerim oldun sen
Yoldaşım,
Rakı sofrası arkadaşım...

Genç Hasdemir

Uzak diyarlardan bu topraklara gönderdiğim bir şiirimdi bu. Ben unutmuştum ama kardeşim unutmamış bana geri yolladı sağolsun. Sensiz içilmez bu meret Beko :)

Nasıl Yazmayayım  

Posted by Genç in ,

Nasıl yazmayayım ulan...
İstanbul'a bakıyorum...
Bir nargile içimi oyalanıyorum..
Bulutlar çırpınıyor , ağlamamak için zor duruyor
Etrafta sis.. sevdasını saklamaya çalışıyor..
Nasıl yazmayayım...
Kalp kafesinden çıkacak gibi..
Elim ayağım titriyor..
Dalgalar altımdan tokat gibi kayalara çarpıyor.
Bugün başka bir coşuyor şehir..
Nasıl yazmayayım..
Yukarı bakıyorum...
Dolunay gecenin reisi
Bulutların arasından göz kırpıyor
Sanki önceden anlaşmışlar gibi
Hiçbir şey yerinde durmuyor..
Nasıl yazmayayım ulan..
Boğazda balıkçı çağırıyor,
Bi ufak aslan sütü açıyor ,
Mezgit ızgarada kızarıyor..
Beyaz peynir hadi diyor , dertler ardı arkasına geliyor..
Nasıl yazmayayım ulan...
Lodos geliyor lodos, deli deli esiyor
Yan bahçedeki zambaklar kokuyor...
Aklımı başımdan alıyor...
Kalem melün melün suratıma bakıyor..
Nasıl yazmayayım ulan!

Genç Hasdemir

Sen Olsan  

Posted by Genç in , ,

Sen bir ırmak olsan
Tuna olurdun...
Sessiz sakin akan , içinde gizli fırtınalar kopan...
Sen bir çiçek olsan
Kıpkırmızı bir gül olurdun...
Çiçeklerin en sadesi , en sevdalısı..
Sen bir kuş olsan
Yelkovan kuşu olurdun
Kuşların en güzeli...
Sen bir içki olsan
Vodka olurdun..
Adamı biranda çarpan..
Sen bir gezegen olsan
Güneş olurdun...
Çok uzaklardan insanı ısıtan...
Sen bir mevsim olsan
Bahar olurdun
Tabiatın şahlandığı zaman...
Ve.. Eğer Sen OLSAN
Sevdandan yanan bir yüreğe Merhem olurdun..
En büyük acıları onaran...

Genç Hasdemir