"Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça..."
Başlangıç:
Yetmişliğin geriye kalan son dublesi
Dumandan heder olmuş bir ciğer
Aşktan duman olmuş bir beden var.
Ucu kim bilir hangi sebepten yırtılmış
Eskimiş, sapsarı olmuş bir kağıt parçası var.
Kan damarlarının tıkandığı bir el
Sıcaktan üşüyen bir bünye var.
Ucundan güzel belki bir kafa,
Yarım kalmış yürekte bir buruk sevda
Olup biten her şeyin boşaldığı bir kağıt var.
Dibinin dibi görülmüş bir şişe
Bitik iki paket, hayat kadar boş iki sigara kutusu
Sevda kadar dolu dört küllük var.
Ağlamaklı gözler
Buğulu pencereler
Kupkuru bir yağmur var.
Biraz hava eksikliği
Ya içmesini bilmiyoruz,
Ya sevmesini..
Ya ağlamasını bilmiyoruz
Ya gülmesini..
Her şey mi zor
Her şey mi darmaduman..
Ulan delikanlı mıyız
Yoksa yavşak mı
Varsın uğruna şiirle yazdığın sevgili anlamasın seni...
Sevgili anlamaz belki
Ama aşk anlar beni...
Var mıdır dünyada benden aşık
Var mı ulan benden deli
Bedeni belki sağlam ama
Yüreği herkesden kederli...
Yakarsın birden geceyi belki
Susarsın aniden
Düşünürsün dertli derli...
Yakarsan eğer geceyi
Haberim olsun mutlaka
Fitili yüreğin olsun
Ateşi zavallı sevdan
Velev ki üzülürsen reis
Yumruklarım serseri rüyalarını
Kurşuna dizerim bu hain sevdalarını
Ne ara yazdım ben bile hatırlamıyorum..
Dostlar konuşadursun
Sevdanın inceliklerini,
Yürek yanadursun
Herzamanki hisleriyle.
Tavsiyelerle öğrenir
Zavallı bünye.
Alkol elçi olur
Dertlerin dökülmesine...
Radyoda çalan şarkı
İnce belli, yüzde elli alkol içeren
Ve bana masum masum bakan
Bardağa yönelir,
İçtikçe içesin gelir...
Zaten dostlar doğru ve acı söylemektedir.
Sevgi doğru, hayat yalan derler,
Yürü, doğru kalbindedir derler,
Çıkar bir reis,
Gerçeği söyler
Belki yıkar umutlarını
Belki kırar sevdanın dumanını
Ama reis doğru söyler.
Düşünür bu zavallı bünye;
Haklı bulur yüzde doksan ihtimalle
Reis sorar dertli dertli
Dostlar konuşur kederli,
Bir bu kadar daha kalmıştır şişenin bitmesine
Bardak bana bakar, dostlar konuşur.
Tecrübelilerdir belki de, kim bilir?
Acılarını düşünürler,
Kendi başlarına gelenleri düşünürler...
Saygı, sevgiye karşı galip gelir,
İz bırakanlar çıkagelir...
Reis doğru konuşur yine,
Sevda, farkındalığın ötesindedir.
Mantık sıfır, sevda birdir tabelada...
Şair biraz dinler, biraz da içer.
Kalem ve kağıt kurtarmaya çalışır onu,
Çünkü o, dermansız dertleri bulur:
Bir hıçkırık kadar kısadır sevda
Ve bir ömür kadar uzundur...
Sevda yaşamaktır,
Sevda eğlenebilmektir belki de...
Bünyedeki promil artarken
İçten olabilmektir.
Mevsim belki zemheri,
Ama bilir ki şair
Ötesi bahar
Ötesi sevda mevsimi...
Hava İstanbul havası oysa,
Neden daha buğulu duruyor bu gece?
Yıldızlar sanki daha bir uzak
Ay fazla karanlık gibi bu sefer..
Hep içtiğim rakı değil mi bu?
Niye tadı daha acı geliyor?
Bu benim her zaman dinlediğim şarkı
Oysa şimdi daha ağır, daha hüzünlü gibi...
Karşımda duran resmin aynı resim..
Ama bu sefer çok daha güzel gözüküyor..
Değişen ben miyim
Yoksa ağırlaşan yüreğim mi?
Konuşmalıyım sanki..
Ya da..
Yazmak en iyisi...
Yaz doktor yaz...
İlacımı yaz...
Bi dublesi sek, bi dublesi sulu
Meze olmuş kalbim, tabağım efkarla dolu..
Bir ben kalmışım etrafta yüreği kuru...
Nerden çıkardın karşıma, neden sevdirdin onu...
Yaz doktor yaz...
İlacımı yaz...
Tütünü kalbim, közü sevdam,
Dumanı gözyaşım olsun...
Öyle bir sevda yaksın ki tütünü,
Cayır cayır yansın kalbim..
Kurtarsın beni bu sonsuz acılardan..
Ve ağzımda keskin bir gül tadı bıraksın...
Yaz doktor..
İlacımı yaz...
Tutuştur elime kağıdı kalemi,
Sonra ateşle barutun fitilini,
Döksün bu puşt sevdaların teki
Bu zavallı kağıda, kinini nefretini...
Yaz doktor...
Öyle bir şey yaz ki,
Bir daha yolumu bulamayayım..
Aşktan sonra günde 3 sefer, tok kalbe alayım...
Bir söz vardır hani
Tanrı bize
İki göz iki ayak
İki kol iki bacak vermiş diye
Düşündüm ben de
Niye bi karaciğerimiz var
Onu da düşünmüş tanrım
Git ötekini bul diye
Yoksa bu rakıları her gün
Tek başına götürürse bu bünye
İflas eder değil mi kardeşim.
Seni buldum ben işte
Rakıyı böldüm sana verdim
Öteki karaciğerim oldun sen
Yoldaşım,
Rakı sofrası arkadaşım...
Uzak diyarlardan bu topraklara gönderdiğim bir şiirimdi bu. Ben unutmuştum ama kardeşim unutmamış bana geri yolladı sağolsun. Sensiz içilmez bu meret Beko :)
Nasıl yazmayayım ulan...
İstanbul'a bakıyorum...
Bir nargile içimi oyalanıyorum..
Bulutlar çırpınıyor , ağlamamak için zor duruyor
Etrafta sis.. sevdasını saklamaya çalışıyor..
Nasıl yazmayayım...
Kalp kafesinden çıkacak gibi..
Elim ayağım titriyor..
Dalgalar altımdan tokat gibi kayalara çarpıyor.
Bugün başka bir coşuyor şehir..
Nasıl yazmayayım..
Yukarı bakıyorum...
Dolunay gecenin reisi
Bulutların arasından göz kırpıyor
Sanki önceden anlaşmışlar gibi
Hiçbir şey yerinde durmuyor..
Nasıl yazmayayım ulan..
Boğazda balıkçı çağırıyor,
Bi ufak aslan sütü açıyor ,
Mezgit ızgarada kızarıyor..
Beyaz peynir hadi diyor , dertler ardı arkasına geliyor..
Nasıl yazmayayım ulan...
Lodos geliyor lodos, deli deli esiyor
Yan bahçedeki zambaklar kokuyor...
Aklımı başımdan alıyor...
Kalem melün melün suratıma bakıyor..
Nasıl yazmayayım ulan!
Sen bir ırmak olsan
Tuna olurdun...
Sessiz sakin akan , içinde gizli fırtınalar kopan...
Sen bir çiçek olsan
Kıpkırmızı bir gül olurdun...
Çiçeklerin en sadesi , en sevdalısı..
Sen bir kuş olsan
Yelkovan kuşu olurdun
Kuşların en güzeli...
Sen bir içki olsan
Vodka olurdun..
Adamı biranda çarpan..
Sen bir gezegen olsan
Güneş olurdun...
Çok uzaklardan insanı ısıtan...
Sen bir mevsim olsan
Bahar olurdun
Tabiatın şahlandığı zaman...
Ve.. Eğer Sen OLSAN
Sevdandan yanan bir yüreğe Merhem olurdun..
En büyük acıları onaran...
Blog Arşivi
Contributors
- Genç
- Biraz sevdaya, biraz da alkole meyilli. Arada bir aşık, yer yer arızalı, ha bir de turuncudan iz taşıyan tok bir sarıyla vişneye çalan koyu kırmızıya sevdalı...

