Kırılsam bir kalemin ucu gibi,
Şairin hararetli ellerinde...
Kaybolsam bir buz tanesi gibi,
Güneşin altında usul usul.
Savrulsam bir yaprak gibi,
Sonbaharda ağaçtan dökülsem..
Yansam bir kibrit gibi,
Efkar sigarasını ateşlesem..
Patlasam bir yanardağ gibi,
Ateşimi toprağa bıraksam..
Gülebilsem bir çocuk gibi,
Gözlerimin içinden...
Ağlasam bir aşık gibi,
Karşılıksız sevdalara yansam..
Ve sevsem bir şiir gibi,
Okunduğunda yürek dağlasam..
Ya içmesini bilmiyoruz,
Ya sevmesini..
Ya ağlamasını bilmiyoruz
Ya gülmesini..
Her şey mi zor
Her şey mi darmaduman..
Ulan delikanlı mıyız
Yoksa yavşak mı
Varsın uğruna şiirle yazdığın sevgili anlamasın seni...
Sevgili anlamaz belki
Ama aşk anlar beni...
Var mıdır dünyada benden aşık
Var mı ulan benden deli
Bedeni belki sağlam ama
Yüreği herkesden kederli...
Yakarsın birden geceyi belki
Susarsın aniden
Düşünürsün dertli derli...
Yakarsan eğer geceyi
Haberim olsun mutlaka
Fitili yüreğin olsun
Ateşi zavallı sevdan
Velev ki üzülürsen reis
Yumruklarım serseri rüyalarını
Kurşuna dizerim bu hain sevdalarını
Ne ara yazdım ben bile hatırlamıyorum..
Dostlar konuşadursun
Sevdanın inceliklerini,
Yürek yanadursun
Herzamanki hisleriyle.
Tavsiyelerle öğrenir
Zavallı bünye.
Alkol elçi olur
Dertlerin dökülmesine...
Radyoda çalan şarkı
İnce belli, yüzde elli alkol içeren
Ve bana masum masum bakan
Bardağa yönelir,
İçtikçe içesin gelir...
Zaten dostlar doğru ve acı söylemektedir.
Sevgi doğru, hayat yalan derler,
Yürü, doğru kalbindedir derler,
Çıkar bir reis,
Gerçeği söyler
Belki yıkar umutlarını
Belki kırar sevdanın dumanını
Ama reis doğru söyler.
Düşünür bu zavallı bünye;
Haklı bulur yüzde doksan ihtimalle
Reis sorar dertli dertli
Dostlar konuşur kederli,
Bir bu kadar daha kalmıştır şişenin bitmesine
Bardak bana bakar, dostlar konuşur.
Tecrübelilerdir belki de, kim bilir?
Acılarını düşünürler,
Kendi başlarına gelenleri düşünürler...
Saygı, sevgiye karşı galip gelir,
İz bırakanlar çıkagelir...
Reis doğru konuşur yine,
Sevda, farkındalığın ötesindedir.
Mantık sıfır, sevda birdir tabelada...
Şair biraz dinler, biraz da içer.
Kalem ve kağıt kurtarmaya çalışır onu,
Çünkü o, dermansız dertleri bulur:
Bir hıçkırık kadar kısadır sevda
Ve bir ömür kadar uzundur...
Sevda yaşamaktır,
Sevda eğlenebilmektir belki de...
Bünyedeki promil artarken
İçten olabilmektir.
Mevsim belki zemheri,
Ama bilir ki şair
Ötesi bahar
Ötesi sevda mevsimi...
Büyüme çocuk dediler sana
Seninle birlikte dertlerin de büyür
Yüreğin de büyür dediler..
Sen dinlemedin.
Burnunun dikine gittin..
Kaldırabilecek misin bu kadar yükü
Ellerinde, kalbinde ve beyninde
Bu ağırlığa dayanabilecek kadar kuvvet var mı?
Büyümeyecektin çocuk.
Hep çocukça sevecektin..
En büyük dertlerini
Bir iki şekerle unutacaktın..
Daraldığında, kızdığında
Veya sebepsiz,
Herhangi bir yerde,
Hüngür hüngür ağlayabilecektin
Ve kimse senden açıklama beklemeyecekti..
Bir oyunun içinde
En sevdiğin kahramanlarınla
Omuz omuza çarpışacaktın..
Uyandığında düşünmen gereken en önemli şey
Sokakta hangi oyunu oynaman gerektiği olacaktı..
Bir gün sana o kadar uzun gelecekti ki,
Hemencecik sızacaktın akşam yemeğinden sonra..
Oysa sen ne yaptın çocuk..
Büyüdün..
Dertlerin senden fazla büyüdü..
Artık çözümlenemez duygulara büründün,
Sıkıntılarla doldu beynin..
Hiç beklenmedik bir anda
Cayır cayır bir sevdayla yandı kalbin..
Artık yirmidört saat sana yetmiyor..
Her gece uyanıksın,
Her gece ayrı bir düşüncedesin..
Her gece apayrı bir sendesin..
Bu yüzden ellerin titriyor artık yazarken..
Küçükken de yazardın sen çocuk,
Ama elin titrememişti hiç..
Yüreğin titrememişti..
Dur çocuk dur..
Ne olur büyüme artık..
İnandık bir kere..
Sevginin özgürlüğüne..
Anlatmaya çalıştık
Anlamadılar ama..
Kısıtlamalardan uzak
Yüreğin içinde ancak
Geleneklerin dışında olduğunun aşkın..
Anlamadılar..
Ya da biz anlatamadık..
Aşk töreye bağlı olabilir miydi?
İnsan sevdiğine başlık parası mı ödemeliydi?
Bunlar değişti...
Yarın bir gün,
Şimdinin değişmezleri değişecek..
Doğadaki tek gerçek kanun,
Değişmeyen tek şeyin değişim olduğunun kanunu
Bir kez daha haklı çıkacak..
Ve malesef..
Ben haklı çıkacağım..
O zaman beni anlayacaksınız..
O zaman bana hak vereceksiniz..
Ama parçaladığınız kalp,
Nasıl ki aşkı için töresine karşı gelip,
Abisi, babası tarafından öldürülen
Zavallı kız geri gelmiyorsa,
O kalp hiçbir zaman onarılamayacak..
Hiçbir zaman ilk günkü gibi özgürce sevemeyecek..
Kanadını kırdınız,
Gövdesini ateşe verdiniz..
Sonra da uç diyorsunuz..
Siz hiç özgürce sevememişsiniz,o yüzden,
Aşkın ne olduğundan
Haberiniz yok..
Aşk çivisiyle çakılmışım olduğum yere
Lastikle bağlamışlar çivinin çevresine..
Uzaklaşıyorum, uzaklaştım diyorum en azından..
Büyüyorum, tecrübelendim diyorum..
Yaptığım hataları ardımda bırakıyorum
Uzaklaşıyorum
Öyle geliyor en azından..
Sonra lastik geriliyor..
Geriliyor..
Ve son..
Öyle bir hızla,
İlk başladığım noktaya çarpıyorum ki...
Allak bullak oluyorum
Hiç ilerleyememiş olmak ne acı..
Ne acı her şeye tekrar başlamak,
O güç var mı acaba bende..
Bu çiviyi sökebilecek
Ya da, bu sonsuz çakılmalara dayanabilecek bir yürek
Var mı?
Hava İstanbul havası oysa,
Neden daha buğulu duruyor bu gece?
Yıldızlar sanki daha bir uzak
Ay fazla karanlık gibi bu sefer..
Hep içtiğim rakı değil mi bu?
Niye tadı daha acı geliyor?
Bu benim her zaman dinlediğim şarkı
Oysa şimdi daha ağır, daha hüzünlü gibi...
Karşımda duran resmin aynı resim..
Ama bu sefer çok daha güzel gözüküyor..
Değişen ben miyim
Yoksa ağırlaşan yüreğim mi?
Konuşmalıyım sanki..
Ya da..
Yazmak en iyisi...
Blog Arşivi
Contributors
- Genç
- Biraz sevdaya, biraz da alkole meyilli. Arada bir aşık, yer yer arızalı, ha bir de turuncudan iz taşıyan tok bir sarıyla vişneye çalan koyu kırmızıya sevdalı...