Hep biz şiir yazıp yürek yakacak değiliz ya. Artık sevdiğim şarkılar ve şiirleri yazayım biraz. Zülfü Livaneli'nin bestesiyle Ahmet Çuhacı'nın şiiri yardımcı olsun bize....
Bir şafaktan bir şafağa
Bir akşamdan bir akşama
Merhaba demeden daha
Bu gitmeler gitme değil.
Eğil salkım, söğüt eğil
Bu benimki sevda değil
Eğil yağmur, rüzgar eğil
Bu benimki sevda değil.
Eğil dalga, bükül demir
Güzelliğin gerçek değil
Pencerem kör, kapım kitli
Bu bendeki seyir değil.
Çağrışım yaptırmalı bu şiir sana ,
Bilmelisin...
Senin için çırpınan bu genci ,
Görmelisin...
İçinde yanan kor kor ateşi ,
Hissetmelisin...
Sen de en az benim kadar ,
Sevmelisin...
Yüzünde tatlı bir tebessüm oluşmalı şimdi ,
Gülmelisin...
:)
Gece 2:30 da kaybettim yüreğimi...
Haince bir saldırıydı bu.
Ayışığı planlamıştı ,
Yıldızlar şahidimdi..
Önce bembeyaz bir martı kondu
Sahildeki kocaman kayaların üstüne,
Ardından acıklı bir türkü
Radyodan duyuldu...
İlk kurşunu,
Orda yedi zavallı yüreğim.
Dedim ya, her şeyi ay ışığı planlamıştı...
Bir vapur belirdi uzakta,
Kayaların üstündeki martı gibi
Bembeyaz vapur , bembeyaz ışıkta,
Aşk gibi parıldıyordu.
Yüreğime ikinci darbeyi vurdu.
Dayanmakta güçlük çekiyordu artık,
Ta ki bulutların da
Bu planın içinde olduğunu öğrenene kadar...
Sıcacık gecede önce bir şimşek çaktı,
Ardından sicim gibi yaz yağmuru başladı.
Gözyaşlarımın ıslatamadığı yüreğimi ,
Yağmur ıslattı.
Ayışığı planlamıştı bu haince saldırıyı...
Hazırlıksız yakalanmıştı yürek.
Ey deli çocuk,
Sevdayı anlaman için,
Şair mi olman gerek?
Haykırırcasına yazmak geliyor içimden...
Kalbimin dellendiği şu anlarda
Yazamamak , sevdamı
Yirmi dokuz tane latin harfine dökememek,
İçimi burkuyor.
Yazamıyorum...
Ey beyaz sayfa!
Oysa ki ne umutla çıkmıştın karşıma ,
Ey kurşun kalem!
Kendini bana teslim etmiştin...
Bu deli çocuğun bir o kadar da deli yüreğine,
Tercüman olmak için..
Nice kelimelerden , nice anlamlar oluşturmak için,
Okunduğu anda kalplere bıçak gibi saplanan ,
Bir şiir yazmak için...
Olmadı be kağıdım kalemim,
Yapamadık bu sefer...
İnsan bazen anıları canlandırmak , eskiden yaşadığı mutlu veya mutsuz anları hatırlamak ister. Ben de Meksika maceramı hiç bir zaman unutamadım ve unutamayacağım. O unutulmaz 9,5 ay için herkese sonsuz teşekkürler...
A veces , la gente quieren revivir los buenos tiempos. Yo nunca olvide y no puedo olvidar mi adventura de México. Muchas gracias todos para maravilloso 9,5 meses.
¡¡¡ VIVA MÉXICO CABRONES !!!
İstanbul, aşkların başkenti...
Ağustosun akşamında
Karaköy'den binersen
Martıların yarenine,
Marmara Denizi'nin nice dertlerini
Kıtadan kıtaya taşıyan beyaz meleğine,
Bakarsan mehtapta ışıldayan
Galata Köprüsü'ne,
Sevdayı görürsün.
Yakılan sigaranın külleri gibi denize düşen
Milyonlarca umut görürsün.
Ey İstanbul!
Suçlu sensin sen!
Bu kadar güzel olmasaydın,
Bu kadar sevdalı bakmasaydın buğulu gözlerime,
Beni ve benim gibi bir sürü yarım aşıkları
Getirmeseydin galeyana,
Yanar mıydı bu kadar yürek
Söylesene!
Ama sen de aşıksın İstanbul...
Hem de herkesten
Daha çok aşıksın.
Geceleyin eteğine ışık veren
Mehtaba aşıksın.
Başından aşağı beyaz tüylerinden sevgi bırakan
Güvercine aşıksın.
Sana baktıkça sevdalanan,
Sevdalandıkça bakan
Milyonlarca göze aşıksın.
Ey İstanbul!
Biliyoruz da söylüyoruz sana...
Sen Sevdanın Başkentisin...
Fikstür çekildiğinden beri gitmek ,tek yarenimizi görebilmek için yanıp tutuştuğumuz bir deplasmandı Ankara. Kolay mı , bir sene ayrı kalmışım aşkımdan , dünyanın öbür ucunda olsa giderdim bu maça. Neyse tüm hazırlıkları tamamladık ve 6 arkadaş yola koyulduk. Gidiş trenle dönüşümüz allah kerim. Cuma sabahı saat 10:10 da Bostancı'dan bindik Başkent Ekspresi'ne çıktık yola. Trende tezahuratlarla Ankara topraklarına bastık. Eskilerin 2 puan için geldiği şu anadolu'nun kalbine , biz de 3 puan için gelmiştik. Stadın çevresinde havamızı bulduk. 1,5 liraya maç köftelerini mideye koyduktan sonra stad kapısına doğru akmaya başladık. Stadın çoğu her zaman ve her yerde olduğu gibi Galatasaray Taraftarı'nındı. Maçı anlatmayayım zaten herkes biliyor ne olduğunu , sinir kriziyle çıktık kapılardan. 23:30 trenine yetişmek için bastık deparı. Zamanında oradaydık ama bilet kalmamıştı. Otogara döndük. 2:15 de kalkan bir otobüs bulduk ve koyduk kafayı yattık. Otogardaki perişan hallerimiz görülmeye değerdi.
Uzun lafın kısası gittik sinirlendik geldik. Ancak her şeye rağmen güzel bir maceraydı. Ankaragücü ve Gençlerbirliği maçlarına da gideceğiz kararlıyız.






Blog Arşivi
Contributors
- Genç
- Biraz sevdaya, biraz da alkole meyilli. Arada bir aşık, yer yer arızalı, ha bir de turuncudan iz taşıyan tok bir sarıyla vişneye çalan koyu kırmızıya sevdalı...