Bir yazı neden okunur? Okuyana bir şey katmayacaksa neden yazılır? Bu yazı son derece gereksizdir, o yüzden bu notu sondan başa çıkartıyorum. Bu yazı ne bir okuyucu olarak size, ne de yazının yazanı olan bana hiçbir şey katmadı, katamaz. O yüzden şimdi sessizce dağılalım.
---
İşte tam burada başlıkla alakalı bir yazımsı vardı, üstteki notu yazmamın sebebini oluşturan yazı. Ama bu yıl için yazmaya çalıştığım yazı gerçekten son derece boştu ve anlamsızdı. Yeni yıl için zaten yazılabilecek ne vardır ki? Yeni bir sayfa, yeni planlar, yeni düşünceler.. Oysa değişen sadece takvimdir. ( Burada klişelerden bahsederken klişe kullanmam ne kadar acı. Değişen sadece takvim Marienne, yüreğindeki sevgi hala seninle..) Neticede insan yedisinde ne ise yetmişinde de o değil mi, aynı tas aynı hamam yani.
Sözün özü, bu kalıplaşmış cümleleri bir yana bırakıp, yeni yılı kalıplaşmış bir istekler ve düşünceler silsilesine dönüştürmeyiniz efenim. Bir yeni yıla da "ulan geçen hafta ne yaptıysam yine böyle yapayım, ona git dediysem yeni yılda da gitsin" felsefesini benimseyin. Değişmesin bir şey, zaten değişmeyecek de , değişmemesini isteyin siz yine de.
Alın size alternatif yılbaşı yazısı, yeni yıl hakkında yazamadığım yazı hakkında yeni yıl yazısı... Keşke böyle olmasaydı ama oldu bir kere.
Her türlü beddua ve küfür için aşağıdaki yorum kısmını kullanın.
Tezahuratlarla büyüdüm ben...
Süper kahramanlarım,
Parçalı formalar giyerdi benim...
Bir oyuncak istemedim,
Seni canlı görebilmeyi istediğim kadar..
Hayır, lunaparka değil,
Sami Yen'e götür beni baba...
Gözyaşlarım yere düştüğümden değil,
Kazanamadık diye bu hafta..
Bana masal anlatma baba,
On dört sene nasıl beklediğini anlat..
Bir gece evvelden maça gidip,
Sabahın köründe maça girdiğini,
İçindeki sevginin,gecenin ayazında
Üşümene nasıl engel olduğunu anlat..
Bana öyle bir aşk anlat ki baba,
Ben de yüreğimden dağlanayım..
Kalbime iki harf kazıyayım baba...
İki renk kazıyayım...
Tek bir isim kazıyayım...
Çocuk şarkıları dinletme bana baba,
Tribünlerde söylenen o besteyi dinlet..
Söyle senden başka kimim var benim..
Düşünüyorum da şimdi..
Kimim var söylesene?
Söylesene cimbomum,
Sen şampiyon olamamışsın kupaları alamamışsın,
Kaç yazar...
Değiştirebilir mi sence bunlar sana olan sevgimi..
Olur mu lan öyle şey..
Değişebilir mi hiç...
Sami Yen'in önü bir uzun alan,
Bir tek seni sevdim gerisi yalan...
Harbiden yalan cimbomum..
Gerisi harbiden bir dolu yalan...
Genç Hasdemir
Bu şiiri bana hediye eden Çetin Abi'ye teşekkürler eşliğinde bin selam gitsin...
Çoğalmayı öğretenimiz olmamış.
Kurtulabilen.ya kendi çoğalabilen ya da çoğaltabilen birini bulanlar oluyor.
Rastlayamıyan ise tanımlayamıyor bile.
BİR
Evlilik, kardeşlik, dostluk
Ya da
Her türlü birliktelik,
Çok sihirli kelimelerden oluşan bir kitap gibi!
Kelime kelime değişik yerlere ayrı koy!
Ayrı olsunlar, ama ayrılmasınlar!
Beraber olsunlar, ama bir olmasınlar!
Çünkü bir çok güçlüdür!
Her şey birle başlar!
Hele de iki tane bir daha güçlü ve güzeldir!
Hele de aşmıslar sa bir olana kadarkileri!
Sonra kendini bilen noktalar ve virgüller var bu kitapta.
Gidip nereye konacağını bilen.
Kılavuzun yok, geleneğin yok ise,
Ucundan tutanın yok ise yükünün,
Hele bir de haberdar değilsen birin gücünden,
Aklın ne kadar sa hayatın o kadar!
Duygusal patlamaya ramak kala...

Öncelikle başlıkta esinlendiğim post Arda kardeşime ait, okumak isteyen buyursun. Ayrıca epeydir yazmıyordum, Ata kızdı bana, ben de çok önceden yazmaya niyetlendiğim bir konuda bir şeyler karalamaya karar verdim.
Evet, başlık açık ve net. Teoman'dan öyle böyle değil, bütün benliğimle tiksiniyorum. Gerekçeleri tamamen kişisel olarak, hiçbir objektif kafa tarafından anlaşılamayacak şekilde olduğunu da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Bir kere yaradılışımdan dolayı bu adamın çıkardığı ses bana birinin tırnakla tahtayı kazırken çıkardığı ses gibi bir irkilme yaratıyor. Sebebini bilmiyorum ama bu böyle. Dünyada en nefret ettiğim insanlardan biri olan Ercan Saatçi'yi bile dinleyebilirim ama Teoman'ı asla.
Bu adamdan tiksinmemin bir diğer nedeni saçmasapan şarkı sözleri. Yiğidi öldür hakkını yeme (evet çok fazla tiksinme lafı geçiyor ama bu sözden de tiksinirim, öldürüyorsun adamı hakkı hukuku mu kalır.. o değil de amma çok şeyden tiksiniyormuşum, ne pis bi' adammışım) diyelim ve sadece tek bir şarkısı; o da o söylemeyince güzel geldi kulağıma. Şarkıyı herkes bilir, babamın öldüğü yaştayım diye giden paramparça şarkısı. Müslüm Gürses söyleyince güzel geldi.
Gelelim bu adamın şarkı sözlerine:
Kırıklarını aldırdım kalbimin,
Çıkardım astım fortmantoya...
Gel de yorum yap. Hangimize hitap ediyor bu şarkı arkadaşlar? Bu sözler kime yazılmış, niye yazılmış, ne demek istenmiş ya ben çok salağım ya da Teoman. Başka bir şarkısına geçelim, bu şarkının sözlerini direk yazacağım;
uzun uzun seyrettim seni
diğer köşesinden barın
bir karakter oturttum
yüzüne,kalbine
uzaktan bakıp insanlara
konuşmalar yazdım dudaklara
sonra kendime baktım
tıklım tıklım yalnızdım.
gökdelenlerden tükürdüm dünyaya
ben hayatım boyunca
bu yüzden kupkuru ağzım
bak geçmedi yıllarca
kalbimi yuvarladım sana
seni tanımasam da
tezgahtan önüne
bir yudum al diye
eğer hoşuna giderse
daha da iç diyebu kadarı yetsin artık
bu gecebelki sen bulursun diye
artık son şansımsın
korkma ısrar yok bende
avunurum içkiyle
Şu kalın yaptığım yere bir bakın. Nedir bu ya? Benim de ağzım kupkuru biliyor musun? Televizyona, gazeteye, seni gördüğüm her yere tükürmekten... Ulan ne kadar nefret dolmuşum ya, ben böyle bir insan değildim. Daha fazla yazamayacağım. Gerek karakterin olsun, gerek şarkıların olsun, gerek sesin olsun, Teoman senden tiksiniyorum. O kadar tiksiniyorum ki bu yazıya resmini koymayacağım...
Yazacaktım, yıllardan beridir gözlediğim şeydir bu ellerin çaresizliği.. Kısmet şimdiyeymiş hadi hayırlısı..
Blog Arşivi
Contributors
- Genç
- Biraz sevdaya, biraz da alkole meyilli. Arada bir aşık, yer yer arızalı, ha bir de turuncudan iz taşıyan tok bir sarıyla vişneye çalan koyu kırmızıya sevdalı...

